aohbet islami chat omegla türk sohbet cinsel sohbet dini chat ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhphaberyerel haberibbkartal belediyesituzla belediyesidilovası belediyesipendik belediyesimaltepe belediyesiuğurmumcugökhan yükselimamoğluşadi yazıcı
DOLAR
46,8224
EURO
53,4764
ALTIN
6.254,99
BIST
14.484,64
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Salı Açık
29°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Yağmurlu
25°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

Kartal Sahilinde Modern Peyzajın Bittiği Yer!…

06.07.2026 15:29
A+
A-

Dün, yani temmuzun o kendine has ilk pazar gününde, Kartal sahilinde adımlarken adeta zamanın ve mekânın büküldüğü bir insan manzarasına şahitlik ettim.

İstanbul’un bu kadim kıyı şeridi, temmuzun sıcağında nefes almak isteyen binlerce insanı kendine çekmişti. Gökyüzü pırıl pırıldı; ancak mevsimin getirdiği o tatlı sıcaklık, insanları bir şekilde su kenarına davet ediyordu.

Çocuklar, gençler, yetişkinler ve yaşlılar… Kısacası her yaştan insan, sahilin sonradan doldurularak oluşturulan yapay alanına akın etmişti.

Aslında bugün keyifle adımladığımız geniş çim alanlar, sahil boyunca kesintisiz uzanan yürüyüş rotaları, bisiklet yolları ve geniş oturma gruplarıyla bezeli bu etkileyici peyzaj düzenlemesi, köklü bir planlamanın eseridir. Kartal ve Maltepe sahilini kapsayan bu büyük kıyı dolgu rekreasyon alanının fikir ve imar planı çalışmaları 2011 yılında başlamıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Çetin Emeç Bulvarı, Caddebostan-Pendik Sahilyolu ile Turgut Özal Bulvarı’nı kapsayan kıyı hattı dolgu alanı olarak planlanmış; toplam 325 bin metrekare büyüklüğündeki bu devasa alanda yapılan çalışmalarla şehre yeşil alanlar, parklar, meydanlar ve rekreatif yaşam alanları kazandırılmıştı.

İşte tam bu konforlu ve muazzam yeşil yolu geçiyorsunuz; o iki buçuk metrelik sınırın hemen karşı tarafında ise deniz ve büyük kayalıklar başlıyor.

Uzmanların da sıkça dile getirdiği bilimsel bir gerçek var: Denizler ve okyanuslar statik değil, sürekli hareket hâlindeki dinamik sistemlerdir. Dalgalar, akıntılar, gelgitler ve fırtına kabarmaları, yapay olarak doldurulan alanlara sürekli mekanik baskı uygular.
Zamanla bu baskı, dolgu malzemesinin altını oyar; erozyona, yani kıyı aşınmasına neden olur ve karayı yavaş yavaş yeniden denize dönüştürür. “Denizden alınanı deniz geri alır.” anlayışıyla işleyen bu ekolojik süreç, doğayla inatlaşmanın uzun vadede sonuç vermeyeceğini bizlere hatırlatır.

Buraya kadar her şey anlaşılır… Ancak anlaşılmayan ve çözümsüz bırakılan taraf şu: Madem bu yapay dolgu alanının doğasında böyle bir risk var, o hâlde kıyı şeridi neden kaderine terk ediliyor? Bu tehlikeli kayalıkların üzerine ince ama dayanıklı bir beton zemin uygulanarak amfi tiyatroyu andıran estetik bir mimari oluşturulabilir. Buraya kademeli şezlong alanları yapılarak hem kıyının erozyona karşı korunmasına katkı sağlanabilir hem de halkın güvenle kullanabileceği modern bir platform oluşturulabilir.

Kendini o keskin, yosun tutmuş kayalardan Marmara’nın serin sularına bırakan insanları izlerken içim burkuldu. İnsanlar güzel havanın tadını çıkarmak, bir nebze olsun ferahlamak için tehlikeli kayalıkların üzerinden denize giriyordu.

Oysa bu çarpık manzara ne Kartal’ın hak ettiği estetiğe ne de modern bir kentin sakinlerine sunması gereken asgari yaşam standartlarına yakışıyordu. Eğer bu dolgu alanının bir bölümünde halkın güvenle ve medenice faydalanabileceği, her bütçeye uygun, düzenli bir sosyal tesis ve plaj alanı bulunsaydı, insanlar canlarını tehlikeye atarak o devasa kayalıklardan denize girmek zorunda kalmazdı.

Meseleye sadece pazar gününün yoğunluğu açısından değil, Kartal’ın coğrafi ve tarihî kimliği açısından baktığımızda da eksikliğin boyutu daha net anlaşılıyor. Kartal, İstanbul’un Anadolu Yakası’nda Adalar’ı tam karşısına alan, kilometrelerce uzanan sahil şeridiyle aslında bu şehrin en şanslı, en seyirlik kıyılarından biridir.

Karşısında bir gerdanlık gibi uzanan Adalar manzarası, burayı yalnızca bir sahil değil, gerçek bir yaşam alanı hâline getirmeye yetiyor. Ancak ne acıdır ki, kentsel dönüşümle çehresi değişen, modern binalarla yükselen Kartal, konu halkın denizle kurduğu doğrudan ve medeni bağa gelince sınıfta kalıyor.

İstanbul’un pek çok kıyı ilçesinde denizle buluşma noktaları nitelikli tesislere dönüştürülmüşken, Kartal sahilinin bu denli büyük bir nüfusu yalnızca yapay dolgu alanlarına ve kontrolsüz şekilde denize girilen noktalara mahkûm etmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Kent yönetimi, halkın bu en temel insani ihtiyaçlarından biri olan serinleme ve sosyalleşme isteğini görmezden gelemez.

İşte tam da bu yüzden Kartal sahiline acilen modern, güvenli, can kurtaran hizmetinin sunulduğu; soyunma kabinlerinden duş alanlarına kadar her ayrıntının düşünüldüğü sosyal plaj tesisleri kazandırılması gerekiyor. İnsanlarımızın o dolgu alanındaki kayalıklardan denize atlamak yerine, insanca şartlarda sahil şeridinden yararlanabilmesi bir lüks değil, anayasal bir haktır.

Dün sahildeki o mahşeri kalabalığı, o neşeli ama bir o kadar da korumasız serinleme çabasını izleyen her sorumlu göz görmüştür ki; Kartal halkı denizine sahip çıkıyor. Ancak artık yetkililerin de Kartal’ın bu güzel coğrafi konumuna yakışır adımları atması gerekiyor. Güvenli bir tesis, yalnızca kayalıklardan atlayan çocukların canını korumakla kalmayacak; aynı zamanda Kartal’a kaybettiği sahil kasabası ruhunu, modern bir kentin zarafetiyle yeniden kazandıracaktır.

Keşke o gün yaşanan yoğunluğu ve ortaya çıkan manzarayı tüm yönleriyle paylaşabilme imkânım olsaydı. Ancak kişisel mahremiyete saygı gereği, denize giren vatandaşlarımızın görüntülerini yayımlamayı doğru bulmadım. O gün Kartal sahilinde bulunan herkes, anlatmaya çalıştığım tabloyu ve bu ihtiyacın ne kadar acil olduğunu zaten çok iyi hatırlayacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.