aohbet islami chat omegla türk sohbet cinsel sohbet dini chat ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhphaberyerel haberibbkartal belediyesituzla belediyesidilovası belediyesipendik belediyesimaltepe belediyesiuğurmumcugökhan yükselimamoğluşadi yazıcı
DOLAR
48,6399
EURO
56,1161
ALTIN
6.713,82
BIST
14.235,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
20°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
23°C
Cuma Hafif Yağmurlu
23°C
Cumartesi Az Bulutlu
25°C

Kaşif Kozinoğlu: Azim, Görev ve Ardında Yanıt Arayan Sorular!

15.09.2026 10:56
A+
A-

Edebiyatçı, siyasetçi, ressam ve doğa bilimci kimliklerini tek bir ömre sığdıran Alman dehası Johann Wolfgang von Goethe, insanın her şeyden önce kendine inanmasının önemini şu sözlerle ifade eder:

“Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır.”

Gerçek başarı, yalnızca büyük işler başarmak değil; ortaya koyduğunuz değeri başkalarının onayına ihtiyaç duymadan sürdürebilmektir. Üstelik insanın yaptığı işin önüne kendi adını geçirmeden, geride kalıcı bir iz bırakabilmesi belki de başarının en güçlü hâlidir.

İşte yakın tarihimizde “azim ve başarı budur” dedirten o isim: Kaşif Kozinoğlu.

Türkiye’nin en kritik dönemlerinde MİT Dış Operasyonlar Dairesi Başkanlığı yapan Kozinoğlu, ömrünü devletin görünmeyen cephelerinde geçirdi. Ergenekon (OdaTV) kumpas süreçlerinde Afganistan’daki görevinden çağrılarak tutuklandı ve Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Ne acıdır ki ömrünü adadığı o mücadelenin sonunda kendisini cezaevinin soğuk duvarları arasında buldu ve mahkemede bildiği gerçekleri anlatmasına, ilk kez ifade vermesine günler kala, 13 Kasım 2011 tarihinde şüpheli bir şekilde aramızdan ayrıldı. Sırlarıyla, mücadelesiyle ve arkasında bıraktığı devasa soru işaretleriyle…

Adaletin zaman aşımına uğramayan trajikomik bir tecellisi midir bilinmez; o dönem “basit bir kalp krizi” denilerek üzeri kapatılan bu şüpheli ölümün arkasındaki sır perdesi, vefatının üzerinden yaklaşık 15 yıl geçtikten sonra nihayet aralanmaya çalışılıyor. Hukukun ve vicdanların yıllarca uyuduğu bu topraklarda, gerçeklerin konuşması için ancak feth-i kabir kararıyla mezarının açılması gerekti. 15 yıl boyunca toprağın altında sessizce bekleyen bir hayatın, bugün nihayet Adli Tıp masalarında ve yeni tutuklama kararları eşliğinde adalet araması, yakın tarihimizin en acı verici ironilerinden biri değil de nedir?

Elbette biz ne hâkim ne de savcıyız. Onun suçlu mu yoksa suçsuz mu olduğunu, o karmaşık davanın tam olarak neresinde durduğunu kesin olarak ilan etmek bizim haddimiz de değil, görevimiz de. Amacımız bir hüküm vermek asla değil; sadece önümüzdeki somut ve sarsıcı tabloyu okumaktır.

Bu sorunun canlı cevabı, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin açılan yeni soruşturmada feth-i kabir (mezar açma) işlemi gerçekleştirilmiş olması ve operasyonlar kapsamında yeni tutuklamaların yapılmış olmasıdır.

Peki, gerçekten kimdi Kaşif Kozinoğlu? Onu sadece trajik sonuyla ve son günlerde yeniden gündeme gelen haberlerle mi anacağız, yoksa bir ülkenin görünmez hafızasındaki o derin iziyle mi?

Gelin, manşetlerin ötesine geçip, gölgelerin arkasındaki o adanmış hayatın satır aralarına birlikte bakalım.

Kaşif Kozinoğlu, 1 Ağustos 1955 tarihinde Trabzon’da dünyaya geldi.

İstiklal Harbi’nde şehit olan dedesinin adı kendisine verildi. Babası ve halası öğretmendi. Babasının görevi nedeniyle ailesiyle birlikte İzmir’e taşınan Kozinoğlu, İzmir Atatürk Lisesi’nde eğitim gördü. Daha sonra Kırklareli Atatürk Lisesi’nden mezun oldu.

ODTÜ’yü kazanmasına rağmen asker olmayı tercih etti. Lise yıllarında boksla ilgilendi. Antrenman sırasında burnunun kırılması nedeniyle askeri okul sınavlarında sorun yaşamamak için ailesinden gizli ameliyat olduğu ve bu engeli aşarak Kara Harp Okulu’na girdiği aktarılıyor.

1976 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu.
Kozinoğlu’nun askeri kariyerinin önemli dönüm noktalarından biri 1980 yılında Özel Harp Dairesi’nde göreve başlaması oldu. Özel Harp Dairesi’nin daha sonra Özel Kuvvetler Komutanlığı’na dönüşmesiyle görevine burada devam etti.

1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde Tim Komutanlığı, İstihbarat Subaylığı, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı gibi görevlerde bulundu. Muharebe Arama Kurtarma (MAK) birliğinin kuruluşunda da yer alan isimlerden biri olduğu belirtiliyor.

Özel Kuvvetlerden MİT’e

Kozinoğlu, askeri kariyeri boyunca yalnızca Türkiye’de değil, farklı coğrafyalarda da görev yaptı. Suriye, Bosna-Hersek ve Afganistan’da görevler üstlendi.

Özel Kuvvetler bünyesinde istihbarat alanında çalışan Kozinoğlu, binbaşı rütbesindeyken Milli İstihbarat Teşkilatı’na geçti.
MİT’teki görev yıllarında özellikle Orta Asya ve Asya bölgesinde çalıştı. Özbekistan, Kazakistan ve Afganistan görevleri bunlar arasında yer aldı.

Eylül 2010’da “Başmüşavir” sıfatıyla Asya Bölgesi’ne atandı. Bu tarihten sonra yurt dışına çok sayıda görev için gönderildi.

Kozinoğlu’nun meslek hayatına ilişkin kendi kaleme aldığı savunma notlarında ise 37 yıllık memuriyet hayatının 34 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT bünyesinde görev yaptığını belirttiği görülüyor. Ayrıca devlet tarafından kendisine verilen neredeyse bir oda dolusu çok sayıda madalya ve nişandan söz ediyor.

Dünya Özel Kuvvetler Şampiyonalarında Dereceler

Kozinoğlu’nun askeri kariyerindeki dikkat çekici unsurlardan biri de özel kuvvetler alanındaki eğitim ve başarılarıydı.
Bordo bereli olarak görev yapan Kozinoğlu’nun teçhizatlı koşu, paraşütle atlama, sualtı dalışı, keskin nişancılık ve sızma gibi farklı branşlarda düzenlenen Dünya Özel Kuvvetler Şampiyonalarında dereceler elde ettiği aktarılıyor.

Çok sayıda subay, astsubay ve özel harekât personelinin yetişmesinde görev aldığı belirtilen Kozinoğlu, operasyonel ağırlıklı görevleri nedeniyle özel hayatından da uzun süreler uzak kaldı.
Babası hayatını kaybettiğinde ve yeğeninin düğününde dahi görevleri nedeniyle bulunamadığı aktarılıyor.

Ankara’da mütevazı bir hayat sürdüğü, sahip olduğu madalya ve nişanların dışında büyük bir maddi servetinin bulunmadığı ve üniversitede okuyan oğlunun onun için en büyük değer olduğu yönündeki bilgiler de yıllar içinde kamuoyuna yansıdı.

MİT Müsteşarlığı İddiası ve Enver Altaylı’nın Sözleri

Kozinoğlu’nun adı, yıllar sonra eski MİT mensubu Enver Altaylı’nın Fethullah Gülen’e gönderdiği mektuplarda da geçti.
Altaylı’nın Kozinoğlu hakkında, onun MİT Müsteşarı olmaya çalıştığını ileri sürerek, “MİT Müsteşarı olmaya çalışıyor. Böyle bir şey olursa Allah Fethullah Hoca Efendi’yi, cemaatin önde gelenlerini korusun. Bu bir felaket olur.” ifadelerini kullandığı ortaya çıktı.

Altaylı’nın mektuplarında Kozinoğlu’nun Özbekistan’daki FETÖ yapılanmasına yönelik tutumundan da söz edildiği ve Kozinoğlu’nun “etkisiz hâle getirilmesi” yönünde ifadeler kullandığı daha sonraki yıllarda gündeme geldi. Bu ifadeler, Kozinoğlu’nun ölümünün ardından oluşan şüphelerin önemli başlıklarından biri oldu.

OdaTV Soruşturması ve Tutuklanması

2011 yılına gelindiğinde Kozinoğlu’nun hayatında yeni ve çok daha farklı bir dönem başladı.
OdaTV soruşturmasıyla adı gündeme gelen Kozinoğlu, o sırada yurt dışında görevdeydi.
Türkiye’ye çağrıldı ve savcılıkta ifade verdi. Ardından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildiği aktarıldı.

Kozinoğlu, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.
Cezaevinde hazırladığı ve ölümünden kısa süre önce kaleme aldığı savunma notlarında, soruşturma kapsamında diğer sanıkları tanımadığını ve OdaTV çalışanlarıyla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını belirtti.

Kendi el yazısıyla hazırladığı savunmasında, yıllarca devlet için görev yaptığını vurgulayarak kendisini “MİT’den seçilmiş bir günah keçisi” olarak gördüğünü ifade etti.

Kozinoğlu’nun ölümü olmasaydı, 22 Kasım 2011 tarihinde yapılması planlanan ilk duruşmada savunmasını mahkeme önünde sunması bekleniyordu. Ancak bu duruşmadan günler önce hayatını kaybetti.

13 Kasım 2011: Kaşif Kozinoğlu’nun Cezaevindeki Son Günü

Kaşif Kozinoğlu, 13 Kasım 2011 tarihinde Silivri Cezaevi’nde rahatsızlandı.
Silivri Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybettiği tespit edildi.
İlk değerlendirmelerde ölüm nedeni kalp krizi olarak kayıtlara geçti.

Ancak ölümün zamanı, Kozinoğlu’nun tutuklu bulunduğu dava, yaklaşan duruşması, geçmişteki istihbarat faaliyetleri ve hakkında ortaya çıkan çeşitli iddialar nedeniyle ölüm kısa sürede kamuoyunda soru işaretlerine neden oldu.

Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili ilk soruşturmada kamera kayıtları, tıbbi belgeler, cezaevi ve jandarma görevlileri ile sağlık personelinin ifadeleri ve koğuş arkadaşları ile eşinin tanıklıkları incelendi.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi ve dosya kapatıldı.

Ölümünden Önceki Vasiyeti

Kozinoğlu’nun hayatıyla ilgili yıllar içinde aktarılan en dikkat çekici ayrıntılardan biri de ölümünden önce kız kardeşine söylediği belirtilen sözler oldu.
Çocukluğundan itibaren düzenli olarak spor yaptığı ve cezaevine girdiğinde de fiziksel olarak oldukça güçlü olduğu anlatılan Kozinoğlu’nun, kız kardeşine “Ölürsem, beni babamın kucağına koyun.” dediği aktarıldı.
Bu sözler, ölümünden sonra ailesi ve kamuoyunda ayrı bir anlam kazandı.
Kozinoğlu, Ümraniye Kocatepe Mezarlığı’na defnedildi.

15 Yıl Sonra Dosya Yeniden Açıldı

Aradan geçen yılların ardından Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü yeniden adli soruşturmanın konusu oldu.
2026 yılında dosya yeniden incelendi. Silivri Sulh Ceza Hâkimliği’nin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla 2012 yılında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırıldı ve soruşturma yeniden başlatıldı.

Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alındı ve olayın tüm yönleriyle araştırılması amacıyla özel bir soruşturma ekibi oluşturuldu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek de yaptığı açıklamada, olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 kişi hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı. Bu kişilerden 10’u gözaltına alınırken, bir kişinin yurt dışında firari olarak bulunduğu belirtildi.

Soruşturma Derinleşti, Mezarı Açıldı

Soruşturmanın en dikkat çekici aşamalarından biri ise feth-i kabir kararı oldu.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Kozinoğlu’nun Ümraniye Kocatepe Mezarlığı’ndaki mezarının açılmasına karar verildi.

Amaç, Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeninin yeniden araştırılması ve ölümünde üçüncü kişilerin herhangi bir müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesiydi.
Mezardan alınan örneklerin Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmesi planlandı. Böylece 2011 yılında toprağa verilen bir ölüm dosyası, 15 yıl sonra yeniden mezarın açılmasına kadar uzanan bir soruşturma sürecine dönüştü.

Yeni Soruşturmada Tutuklamalar

Soruşturmada ilk operasyonda cezaevinde görev yapan kişilerden bazıları gözaltına alındı. Daha sonra ikinci bir operasyon düzenlendi.
10 Eylül 2026’da gerçekleştirilen ikinci operasyonda bir muhabir, bir kameraman ve 7 sağlık çalışanının da aralarında bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı.

Şüpheliler, jandarmadaki işlemlerinin ardından Silivri Adliyesi’ne sevk edildi.
12 Eylül 2026 tarihinde adliyeye sevk edilen 9 şüpheliden 3’ü tutuklandı. Diğer şüpheliler hakkında ise adli kontrol tedbirleri uygulandı.

Böylece soruşturma yalnızca 2011 yılında cezaevinde görev yapan personelin ifadeleriyle sınırlı kalmadı; olayın sağlık ve cezaevi sürecindeki bütün aşamalarının yeniden incelendiği kapsamlı bir soruşturmaya dönüştü.

Doğal Ölüm mü, Cinayet mi?

Bugün itibarıyla Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünün cinayet olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.
2012 yılında yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti.

Ancak 2026 yılında bu kararın kaldırılması, soruşturmanın yeniden açılması, olay sırasında cezaevinde görev yapan kişiler hakkında adli işlem yapılması, yeni gözaltılar ve tutuklamalar ile feth-i kabir kararı, 13 Kasım 2011’de Silivri Cezaevi’nde yaşanan ölümün bütün yönleriyle yeniden incelendiğini gösteriyor.

Dün, tüm bu gelişmelerin ardından bir gelişme daha yaşandı. Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmada “Kurtlar Vadisi” dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan’ın ifadeye çağrılması, yıllar önce Kozinoğlu’nun dönemin MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’a sunduğu “Kurtlar Vadisi” başlıklı raporu da yeniden gündeme taşıdı.

2000’li yılların başında hazırlanan bu raporun bugün yeniden hatırlanması, Kozinoğlu’nun ölümünün üzerinden geçen 15 yılın ardından hikâyenin bazı ayrıntılarının hâlâ yerli yerine oturmadığını düşündürüyor.
Şimdi gözler Adli Tıp incelemesinden ve soruşturmanın bundan sonraki aşamalarından gelecek sonuçlarda.
15 yıl önce toprağa verilen Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin dosya, bugün yeniden açılmış durumda.

Bir dönem Türk Silahlı Kuvvetleri’nin özel kuvvetlerinde, ardından Milli İstihbarat Teşkilatı’nın kritik görevlerinde bulunan; Suriye’den Bosna-Hersek’e, Afganistan’dan Orta Asya’ya uzanan görev geçmişine sahip bir devlet görevlisinin cezaevindeki ölümü, yıllar sonra yeniden soruşturuluyor.

Ve bu kez sorular yalnızca dosyanın sayfalarında değil, Kozinoğlu’nun yıllar önce toprağa verilen mezarında da aranıyor.
Soruşturmanın sonucunu zaman gösterecek.
Ancak 15 yıl sonra bir mezarın yeniden açılması bile, Kaşif Kozinoğlu dosyasındaki soru işaretlerinin henüz tamamen ortadan kalkmadığını gösteren başlı başına çarpıcı bir gelişme olarak tarihe geçti.
Şimdi gözler Adli Tıp incelemesinde ve soruşturmanın bundan sonraki aşamalarında. Gerçek ne zaman ortaya çıkacak bilinmez. Ancak yıllar sonra açılan bu mezar, dosyanın kapanmış bir hikâye olmadığını ve cevap bekleyen soruların hâlâ bulunduğunu gösteriyor.


Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.