Tarih, 2 Temmuz 1993.
Sivas’ın o boğucu yaz sıcağında, Madımak Oteli’nde yitirilen canların üzerinden tam otuz üç yıl geçti…
Takvimler bir kez daha 2 Temmuz’u gösterirken mevsimler değişti, yıllar birbirini kovaladı; ama o yangının acısı ne hafızalardan silindi ne de vicdanlardan eksildi. Yüreklerdeki sızı hâlâ ilk günkü kadar taze.
Ne yazıktır ki her geçen yıl aynı acıyı, aynı soruyu ve aynı vicdan muhasebesini yeniden önümüze koyuyor. 1993 yılında Pir Sultan Abdal Şenlikleri için bir araya gelen sanatçılar, yazarlar, şairler, düşünce insanları ve otel çalışanları, o kapkara günde yaşamlarını yitirdi. Aradan geçen uzun yıllara rağmen şehirler büyüdü, kuşaklar yenilendi; ancak bu ağır acı, zamana meydan okurcasına ilk günkü ağırlığını korudu.
Madımak’ta kaybettiklerimiz yalnızca isimlerden ibaret değildi. Her biri bu ülkenin kültürüne, edebiyatına, şiirine, müziğine ve ortak hafızasına emek vermiş değerlerdi. O gün yitirdiklerimiz, geride yalnızca ailelerini değil, bu ülkenin kültürel mirasını da eksilttiler.
Olayın ardından uzun yıllar süren davalar, verilen kararlar ve özellikle bazı sanıklar yönünden gündeme gelen zaman aşımı tartışmaları, hukuki olduğu kadar vicdani bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Çünkü toplumların hafızasında bazı olaylar yalnızca mahkeme kararlarıyla değerlendirilmez. Adalet, bazen hukukun sınırlarını aşarak vicdanlarda karşılık arar.
Bugün Madımak’ı anmak, geçmişte yaşanmış bir acıyı tekrar etmekten ibaret değildir. Asıl mesele, farklı düşüncelerin, farklı inançların ve farklı yaşam biçimlerinin bir arada, güven içinde yaşayabildiği bir ülke idealini koruyabilmektir. Bir toplum, en çok da acılarından ne öğrendiğiyle geleceğini şekillendirir.
Böylesi acıları hatırlamak sorumluluk ister. Çünkü hatırlamak, yalnızca kaybettiklerimize duyulan saygı değil; benzer acıların bir daha yaşanmaması için gösterilen ortak iradedir. O gün yaşananların hafızalara kazınan sayısız tanıklığından biri de, otelde mahsur kalan şair Metin Altıok’un alevlerin arasında arkadaşlarına söylediği şu cümledir:
“Kalanlar, ölenler için şiirler yazar.”
Unutulmayan bu söz, adeta yaşanan acının en güçlü tanıklıklarından biri oldu.
Ve gerçekten de öyle oldu…
Ardında kalanlar onlar için şiirler yazdı, ağıtlar yaktı, türküler söyledi. Yalın dili ve derin hüznüyle Türk edebiyatında iz bırakan, Sezen Aksu’nun bestelediği “Ah Kavaklar” şiirinin de sahibi olan Metin Altıok, Madımak Oteli’nde çıkan yangında ağır yaralandı. Ankara’ya sevk edilerek tedavi altına alındı, ancak aldığı ağır yanıklar nedeniyle 9 Temmuz 1993’te yaşamını yitirdi.
2 Temmuz’u anarken, yaşamını yitiren tüm canları saygı ve rahmetle anıyor; hangi düşünceden, hangi inançtan olursa olsun yaşam hakkının her türlü nefretin üzerinde tutulduğu bir geleceğin mümkün olduğuna inanmak istiyorum.
Geçmiş değiştirilemez. Ama geçmişten çıkarılan dersler, geleceği değiştirebilir.
MADIMAKaklımda