aohbet islami chat omegla türk sohbet cinsel sohbet dini chat ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhphaberyerel haberibbkartal belediyesituzla belediyesidilovası belediyesipendik belediyesimaltepe belediyesiuğurmumcugökhan yükselimamoğluşadi yazıcı
DOLAR
49,1263
EURO
55,3190
ALTIN
6.542,72
BIST
12.270,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
21°C
Pazartesi Az Bulutlu
21°C
Salı Çok Bulutlu
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
21°C

Güç Tek Elde Toplanınca Yol Arkadaşlarına Ne Olur?

04.10.2026 02:26
A+
A-

Politikada güç, ahlaki sınırlarını yitirdiğinde yalnızca rakiplerini değil, bir zamanlar aynı yolda yürüdüğü insanları da hedef almaya başlar. Çünkü mutlak iktidarın en büyük korkusu, karşısındaki düşman değil; kendi gücüne ortak olabilecek eski yol arkadaşlarıdır.

İnsan, gücü eline geçirdiğinde yalnızca karşısında duranlarla değil, bir zamanlar yanında yürüyenlerle de sınanır. Çünkü güç büyüdükçe, sadakat her zaman yeterli görülmez; ortaklık yerini kuşkuya, dostluk yerini rekabete, yol arkadaşlığı ise zamanla tasfiyeye bırakabilir.

Bu durumun tarihsel ve siyasal alandaki en belirgin yansımalarından biri, Sovyetler Birliği’nde Josef Stalin döneminde yaşanan tasfiyelerdir.

Tarih boyunca iktidarın güçlendirilmesi, yalnızca dışarıdan gelen muhalefetin bastırılmasıyla sınırlı kalmadı. Birçok lider, iktidara yürürken yanında olan yol arkadaşlarını da zamanla kendisi için bir tehdit olarak görmeye başladı.

Gücünü sağlamlaştıran lider, bir süre sonra kendisine iktidarı kazandıran kadroları bile tasfiye etmeye yöneldi.

Özellikle XX. yüzyılda totaliter ve otokratik rejimlerin kurulması sırasında bunun birçok örneği görüldü.

Bu politikanın en çarpıcı uygulamalarından biri Sovyetler Birliği’nde Josef Stalin döneminde yaşandı. Stalin, Lenin ile birlikte Bolşevik Devrimi’ni gerçekleştiren ve “Eski Bolşevikler” olarak anılan kadroların büyük bölümünü zaman içinde tasfiye etti.

1920’lerin sonlarından itibaren iktidarı tek elde toplamak için farklı siyasi ittifaklar kuran Stalin, önce rakiplerini birbirinden ayırdı, ardından onları birer birer etkisiz hâle getirdi. Bu süreç, 1930’lu yıllardaki Büyük Terör döneminde en ağır aşamasına ulaştı.

Devrimin önde gelen isimlerinden Lev Troçki, Stalin’in önce Zinovyev ve Kamenev ile kurduğu ittifak sonucunda siyaset sahnesinin dışına itildi. Sürgüne gönderilen Troçki, 1940’ta Meksika’da suikasta uğradı.

Troçki’nin tasfiyesinden sonra Stalin’in karşısında rakip konuma gelen Zinovyev ve Kamenev ise ajanlık ve ihanet suçlamalarıyla idam edildi.

Stalin’in önemli müttefiklerinden Nikolay Buharin de aynı sürecin kurbanlarından biri oldu ve 1938’deki duruşmaların ardından idam edildi.

Stalin dönemindeki tasfiyeler yalnızca insanların ortadan kaldırılmasıyla da sınırlı değildi. Rejim, geçmişin hatırlanma biçimine de müdahale etti. Nikolay Yejov gibi isimlerin resmi fotoğraflardan silinmesi, geçmişin yeniden düzenlenmesinin ve iktidarın tarih üzerindeki kontrolünün çarpıcı örneklerinden biri oldu.

Benzer bir iktidar güçlendirme yöntemi Nazi Almanyası’nda Adolf Hitler tarafından da uygulandı. Hitler’in yükselişinde önemli rol oynayan ve paramiliter kanat Sturmabteilung’un (SA) liderliğini yürüten Ernst Röhm, zamanla rejim açısından bir tehdit olarak görülmeye başlandı. 30 Haziran 1934’te “Uzun Bıçaklar Gecesi” olarak tarihe geçen operasyonla Röhm ve SA’nın önemli kadroları tasfiye edildi.

Bu operasyon, Hitler’in ordu ve SS içindeki konumunu güçlendirirken, parti içindeki alternatif güç odaklarının da ortadan kaldırılmasını sağladı.

Irak’ta Saddam Hüseyin’in 1979’da devlet başkanı olmasının ardından Baas Partisi içinde gerçekleştirdiği tasfiye de bu durumun Ortadoğu’daki çarpıcı örneklerinden biri oldu.

Saddam, göreve gelir gelmez parti kadrolarını bir araya getirdi ve kürsüden isimleri okuyarak bu kişilerin tutuklanmasını sağladı.

Bu kişilerin bir bölümü idam edilirken, salonda bulunan bazı kişiler de sadakatlerini kanıtlamak amacıyla infazlara katılmaya zorlandı.

Bu olay, rejimin kendi içindeki denetimi korku üzerinden nasıl kurduğunu açık biçimde ortaya koydu.

Bütün bu tarihi olaylar, otokratik liderlik (gücün tek elde toplandığı yönetim anlayışı) güç kazandıkça, başlangıçta birlikte yürüdüğü yol arkadaşlarının sadakatinin bile yeterli görülmeyebildiğini gösteriyor. Bir noktadan sonra sadakatin yerini mutlak biat alıyor; iktidarın kurulmasında rol oynayan kadrolar dahi tehdit olarak görülmeye başlanabiliyor.

Tarihin sayfaları, gücü tek elde toplamak uğruna kendisine destek veren ve iktidara yürürken yanında yer alan insanları zamanla dışlayanların hikâyeleriyle dolu. Bu tablo, iktidarın kendisini başarıya taşıyan yol arkadaşlarını yok saymaya başlamasının yalnızca gücün sınırlarını değil, o gücün taşıdığı korkuyu da ortaya koyduğunu gösteriyor.

İktidarın gerçek sınırı, ne kadar büyüdüğü değil; büyürken kendisine destek veren, onunla birlikte yol yürüyen insanlara ne yaptığıdır.

Her dönemin kendi güç dengeleri vardır. Dün en yakınında duran, davasına inanan ve aynı yolda yürüdüğü arkadaşlarını ezmeye başlayan iktidar, gün gelir en büyük yalnızlığını kendi hazırladığı oyunun içinde yaşar.

En yakınındakinden bile şüphe etmeye başladığı yerde ise mesele artık yalnızca kurduğu kusursuz düzeni korumak değildir; insanın kendi zihninde taşıdığı kuşkuyu, karşısındakinin niyetinde aramasıyla başlar.

Nitekim bugünün dünyasındaki gelişmelere bakıldığında, siyasetten sosyal yaşama kadar gücü bir merdiven olarak kullananların hikâyelerine rastlamak kaçınılmazdır.

Dün birlikte yürüdüğü arkadaşlarını güce ulaşmanın basamakları olarak kullananlar, o gücü elde ettiklerinde aynı insanları geride bırakmanın ve hatta karşılarına almanın örneklerini de tarih boyunca defalarca göstermiştir.

Tarih değişse de güç uğruna kurulan ilişkilerin ve ardından gelen hesaplaşmaların değişmediğini gösteren örnekler hâlâ karşımızdadır.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.