CHP’de 28 Parti Meclisi (PM) üyesinin istifasıyla başlayan yönetim krizi derinleşiyor. Gözlerin çevrildiği Özgür Özel yönetiminin sözcüsü ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, tüzük gereği Parti Meclisi’nin düştüğünü savunarak sert bir açıklama yaptı. Emre, mevcut yapının meşruiyetini kaybettiğini belirterek, “Bu noktadan sonra partiyi kurultaya götürmek dışında hiçbir karar alamazlar,” dedi.
Emre’nin açıklamasından öne çıkanlar şöyle:
“Biliyorsunuz CHP olarak büyük bir kumpasın içerisindeyiz. Partimizin kurumsal kimliğine yönelik saray odaklı bir kesim tarafından bir butlan kararı verildi. Bu karara göre 25 Temmuz 2020 tarihli kurultay geçerli sayıldı. Şüphesiz bu, Türk siyasi tarihinin en büyük krizlerinden biridir.
Biz bu karardan sonra gerçekten çok iyi niyetli bir şekilde partimizi bu krizden nasıl çıkarabileceğimizi düşündük. Bugün gerçekleşecek Parti Meclisi toplantısına katılma kararı almıştık.
‘Gidelim oraya, çoğunluğu ikna edelim ve milyonlarca CHP’linin üzüntüsünü, karamsarlığını ve bunun olası sonuçlarını bir kez daha yüz yüze anlatarak bir olağanüstü kurultay kararı aldıralım,’ diye düşündük. Ancak dün 9 arkadaşımızın yetkisiz şekilde disiplin kuruluna sevk edildiği açıklandı.
Ben dün de belirtmiştim; ‘Biz istersek istifalarla Parti Meclisi’ni düşürürüz.’ Bizim tüzüğümüzün 24. maddesinin 3. fıkrası der ki; PM, üye sayısının üçte ikisinin altına düştüğü zaman düşer ve yeniden kurultay kararı alınır. Biz de 17 kişinin istifasını aldık. 10’a yakın arkadaşımız da şu anda toplantıya gidiyor.
Parti tüzüğünde ‘butlan olursa’ diye bir istisna yok. Bu noktadan sonra kurultayın toplanmaması suçtur. Partiyi kurultaya götürmek dışında hiçbir karar alamazlar. O nedenle bir kez daha sesleniyoruz; bu yanlıştan dönün.
Çünkü bugün Türkiye’de demokrasi mücadelesi veren herkesin bel bağladığı üç yapı vardır. Birincisi, CHP öncülüğündeki toplumsal muhalefettir. Bu büyük bir umut ve cesaret taşımaktadır. İkincisi, az sayıda da olsa cesurca mücadele eden basın mensuplarıdır. Üçüncüsü ise bu ülkede cesaretle yanlışa itiraz eden sivil toplum kuruluşlarıdır.
Biz tamamen totaliter bir rejime geçmediysek bu üç unsur sayesindedir. Buradan ifade ettiğimiz gerçekler karşısında Yargıtay’a da son bir kez sesleniyoruz. Bir an evvel bu dosyayla alakalı karar verin.”