aohbet islami chat omegla türk sohbet cinsel sohbet dini chat ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhphaberyerel haberibbkartal belediyesituzla belediyesidilovası belediyesipendik belediyesimaltepe belediyesiuğurmumcugökhan yükselimamoğluşadi yazıcı
DOLAR
41,1402
EURO
48,0769
ALTIN
4.563,13
BIST
11.288,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
29°C
Pazar Parçalı Bulutlu
33°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
30°C
Salı Açık
31°C

Nevin Özbar

nevinozbar12@gmail.com

Medeniyetin Adı, Erdemin Yoludur Türklük

03.08.2025 12:28
A+
A-

Bir toplumu millet yapan temel unsur, onun maddi ve manevi zenginlikleridir. Bu zenginlikler içinde özellikle kültür, dil ve edebiyat; milletin kimliğini oluşturan, onu bir arada tutan en güçlü bağlardır. Bu değerler sayesinde toplum, geçmişin deneyimlerini ve birikimlerini gelecek nesillere aktarır, varlığını sürekli kılar.

Ne yazık ki, bugün hâlâ bazı kavramlarda derin bir kafa karışıklığı içinde olmamız, bu değerlerin gerçek anlamını tam olarak kavrayamadığımızın açık bir göstergesidir.

Günümüz dünyasında hızla değişen sosyal yapılar, teknolojik ilerlemeler ve küreselleşmenin etkisiyle insanlık birçok değerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Manevi değerlerimiz, toplumun ortak vicdanını besleyen unsurlar olarak, modern hayatın karmaşasında çoğu zaman gölgede kalmakta. Bu süreçte, millî kimlikler ve kültürel birikimler kolayca unutulmakta ve asimile olmaya açık hale gelmektedir.

İşte bu kritik eşikte, Türklük kavramı; sadece tarihî bir aidiyetin ötesinde, bugünümüzü ve yarınımızı şekillendiren güçlü bir dayanak noktası olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türklük; sadece bir kan bağı ya da coğrafi sınır değildir. O, insanî, dinî, tarihî ve kültürel unsurların bir araya gelerek oluşturduğu derin ve zengin bir medeniyet mirasıdır. Millî dilimiz, yüzyıllar boyunca bizi biz yapan en önemli bağlardan biridir. Dil; sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda düşüncenin, duygunun ve tarihî bilincin taşıyıcısıdır. İşte bu yüzden, Türk dili; millî duygularla, ulusal geleneklerle ve ortak hafızayla yoğrulmuş, Türklüğün en sağlam yapı taşlarından biri olmuştur.

Aynı zamanda Türklük, içeriği evrensel erdemlerle dolu bir yaşam felsefesidir. Adalet, hoşgörü, cesaret ve misafirperverlik gibi değerler; tarih boyunca Türk milletinin karakterini şekillendirmiş, onun dünyaya açılan yüzünü anlamlı kılmıştır. Bu erdemler yalnızca Türk milletine özgü değildir; insanlık ailesinin ortak değerleridir. Fakat Türklük, bu evrensel ilkeleri kendi tarihî ve kültürel bağlamında harmanlayarak özgün bir kimlik oluşturmuştur.

Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarından başlayıp Anadolu’nun bereketli topraklarına uzanan tarihî yolculuk, Türklüğün canlılığını, direncini ve uyum gücünü ortaya koyar. Bu süreçte Türk milleti, karşılaştığı her zorluğa rağmen varlığını korumuş, güçlenmiş ve köklerini derinleştirmiştir. Tarih sahnesinde nice devletler kurmuş, kültürler arası köprüler inşa etmiş, zengin bir kültürel mozaik oluşturmuştur.

Bugün ise Türklük, geçmişin mirasını koruyup geleceğe taşımanın ötesinde; bilim, sanat ve teknolojiyle beslenen çağdaş bir kimlik hâline gelmiştir. Bu kimlik; değişime açık, dünyayı takip eden, fakat köklerinden kopmayan dinamik bir yapıya sahiptir. Türklük; aidiyet duygusuyla beslenen bir ruh, özgür ve açık ama özünü koruyan bir varoluştur.

Millî değerlerimize sahip çıkmak, onları yaşatmak ve yeni nesillere aktarmak; hepimizin en büyük sorumluluğudur. Çünkü bir milletin varlığı yalnızca sınırlarıyla değil, ortak değerleriyle, kültürüyle ve ruhuyla devam eder. Bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şey; bu derin kimliğin bilincinde olarak birlik ve beraberlik içinde güçlü bir gelecek inşa etmektir.

Bu nedenle “Ne mutlu Türküm diyene” sözü, sadece bir ifade değil; aynı zamanda bu kimliğe olan inancın, sevginin ve gururun simgesidir. Bu gurur, geçmişten aldığımız güçle geleceğe yürürken bizi bir arada tutan en sağlam bağdır.

Elbette, bu topraklarda doğmuş ve yaşayan herkesin Türklük bilincini aynı derinlikte hissetmesi beklenemez. Çünkü Türklük, bir zorunluluk değil; gönülden benimsenen bir varoluştur. Köklerimize sıkı sıkıya sarılmadan geleceğe güvenle yürüyemeyiz. Türklüğün ışığı, tarihimizin derinliklerinden yükselir ve yolumuzu aydınlatır. Bu kutsal mirasa sahip çıkmak, sadece geçmişimize değil; aynı zamanda yarınlarımızın teminatına da sahip çıkmak demektir.

İşte tam da şimdi, birliğimizi güçlendirme ve kimliğimizin özündeki o diriltici gücü yeniden keşfetme zamanıdır.

Ne mutlu, bu kimliği yüreğinde taşıyana!

Yazarın Diğer Yazıları